İçeriğe geç

Türk kültürünün nasıl yazılır ?

Türk kültürünün nasıl yazılır? Bir Kayseri akşamında öğrendiğim anlamlı cevap

Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda oturup eski günlüklerimi karıştırdığım bir akşam vardı. Hava serindi, uzaktan Erciyes’in sessiz görüntüsü görünüyordu. Elimde yıllar önce yazmaya başladığım defterim, önümde ise yarım kalmış bir kahve duruyordu. O gün aslında sadece geçmişimi okumak istemiştim ama sayfaları çevirdikçe kendimi, ailemi ve ait olduğum kültürü yeniden keşfettim.

25 yaşındayım ve uzun zamandır günlük tutuyorum. Bazen bir günün bütün ayrıntılarını, bazen de sadece içimde kalan bir cümleyi yazarım. Çünkü bazı duyguların unutulmasından korkarım. Bir insanın sesi, bir annenin yaptığı yemek, bir dedenin anlattığı eski hikâyeler ya da bayram sabahındaki o sıcak telaş zamanla uzaklaşabiliyor.

O akşam günlüğümde karşıma çıkan bir cümle beni uzun süre düşündürdü: “Türk kültürü, sadece yaşanan bir şey değil; aynı zamanda doğru şekilde anlatılması gereken bir değerdir.”

Bu cümleyi okurken aklıma gelen ilk soru şuydu: “Türk kültürünün nasıl yazılır?”

Cevabı aslında basitti ama taşıdığı anlam çok büyüktü. Türk kültürünün yazımı ayrı ayrı yapılır. “Türk” ve “kültürünün” kelimeleri doğru biçimde kullanılarak “Türk kültürünün” şeklinde yazılır. Ancak benim için bu ifade yalnızca bir yazım kuralından ibaret değildi. O kelimelerin içinde geçmişim, ailem, çocukluğum ve yaşadığım toprakların hikâyesi vardı.

Bir kelimenin arkasındaki büyük anlam

Çocukluğum Kayseri’nin eski mahallelerinden birinde geçti. Sokaklarda oynayan çocukların sesi, komşuların birbirine selam vermesi, akşam üzeri kapı önlerinde yapılan sohbetler benim için sıradan şeylerdi. O zamanlar bunların ne kadar değerli olduğunu bilmiyordum.

Büyüdükçe fark ettim ki Türk kültürü dediğimiz şey büyük törenlerden veya sadece geçmişten kalan geleneklerden ibaret değil. Sabah kahvaltısında aileyle aynı sofraya oturmak, misafire ikramda bulunmak, yaşlıların elini öpmek, zor durumda olana yardım etmek gibi küçük görünen davranışlar aslında büyük bir mirasın parçalarıydı.

Bir gün dedemle otururken bana eski zamanlardan bahsetmişti. Gençliğinde insanların birbirine daha çok güvendiğini, komşuluk ilişkilerinin çok güçlü olduğunu anlatmıştı. Onu dinlerken hem heyecanlanmış hem de biraz üzülmüştüm. Çünkü bazı güzelliklerin zamanla azaldığını hissediyordum.

İçimde büyük bir hayal kırıklığı oluşmuştu. Kendi kültürümü yeterince tanımadan büyüdüğümü düşündüm. O an defterimi açıp şu cümleyi yazmıştım:

“Bazen insan sahip olduğu en değerli şeyleri kaybetme korkusu yaşayınca fark ediyor.”

Kayseri’de bir bayram sabahı ve unutamadığım an

Geçen yıllardan bir bayram sabahını hiç unutamıyorum. Annem erkenden kalkmış, mutfaktan gelen güzel kokular bütün evi doldurmuştu. Babam sessizce hazırlanıyor, dedem ise her zamanki gibi eski anılarını anlatıyordu.

Ben o gün biraz dalgındım. Çünkü hayatın hızına kapılmış, bazı şeylerin değerini ikinci plana atmıştım. İşler, gelecek planları ve günlük telaşlar arasında ailemle geçirdiğim zamanın ne kadar kıymetli olduğunu unutuyordum.

Bayram namazından sonra eve gelen misafirleri görünce içimde farklı bir duygu oluştu. İnsanların birbirine sarılması, çocukların heyecanla koşması, büyüklerin duaları bana çok tanıdık ama bir o kadar da özel geldi.

O an kendimi hem mutlu hem de duygusal hissettim. Çünkü aslında aradığım şeyin çok uzaklarda olmadığını anladım. Kendi evimde, kendi şehrimde, kendi insanlarımla birlikteydi.

Akşam günlüğüme şunu yazdım:

“Türk kültürünü anlamak için sadece kitap okumak yetmiyor. Bazen bir sofraya oturmak, bir büyüğün sözünü dinlemek ve geçmişten gelen sıcaklığı hissetmek gerekiyor.”

Türk kültürünün nasıl yazılır sorusunun ötesindeki hikâye

Bir kelimenin doğru yazılması önemlidir. Çünkü dil, bir milletin hafızasıdır. Yanlış yazılan veya anlamı bilinmeden kullanılan her ifade aslında küçük bir unutuluşun başlangıcı olabilir.

“Türk kültürünün nasıl yazılır?” sorusu bana ilk bakışta sadece bir dil bilgisi sorusu gibi görünmüştü. Fakat üzerinde düşündükçe bunun çok daha derin bir anlam taşıdığını fark ettim.

Türk kültürü yazılırken sadece harfler yan yana gelmez. İçine insanların yaşam biçimi, geçmişten gelen alışkanlıklar, aile bağları, yemekler, müzikler, el sanatları ve değerler de girer.

Mesela Kayseri’de bir annenin yaptığı mantının sadece bir yemek olmadığını düşünüyorum. O mantının içinde emek vardır. Aileyle geçirilen zaman vardır. Büyüklerden öğrenilen bir gelenek vardır.

Bir dedenin anlattığı hikâye sadece eski bir anı değildir. O hikâyenin içinde bir dönemin yaşam şekli, insanların düşünceleri ve mücadeleleri vardır.

Bu yüzden “Türk kültürünün” ifadesini yazarken aslında çok büyük bir anlamı taşıdığımızı düşünüyorum.

Günlüğümde kalan umut dolu satırlar

Bazen geçmişe bakarken üzülüyorum. Çünkü değişen dünyada bazı değerlerin eskisi kadar yaşatılmadığını görüyorum. Eski mahalle sohbetleri, uzun aile buluşmaları ve samimi komşuluklar eskisi kadar sık karşıma çıkmıyor.

Ama umudumu kaybetmiyorum.

Çünkü kültür dediğimiz şey sadece geçmişte kalan bir hatıra değildir. Yeni nesillerin sahip çıktığı sürece yaşamaya devam eder.

Ben de kendi hayatımda küçük şeylerle bunu sürdürmeye çalışıyorum. Ailemle daha fazla vakit geçiriyorum. Büyüklerimin anlattığı hikâyeleri dinliyorum. Bazen onların sözlerini günlüğüme yazıyorum ki yıllar sonra tekrar okuyabileyim.

Belki yıllar sonra ben de birilerine kendi anılarımı anlatacağım. Belki bir genç, benim yazdığım satırlarda geçmişten gelen küçük bir iz bulacak.

Bu düşünce bana büyük bir umut veriyor.

Kültürü yaşatmak bazen küçük bir davranıştır

İnsanlar bazen kültürü korumanın çok büyük işler yapmak olduğunu düşünür. Oysa bana göre kültür, günlük hayatın içindeki küçük hareketlerle yaşar.

Bir büyüğe saygı göstermek, misafire içtenlikle “hoş geldin” demek, aileyle aynı sofrada oturmak, geleneksel bir yemeği öğrenmek veya geçmişten gelen bir hikâyeyi dinlemek bile büyük bir katkıdır.

Kayseri’de geçen hayatım bana bunu öğretti.

Eskiden bazı şeyleri sıradan görürdüm. Şimdi ise annemin yaptığı bir yemeğin, dedemin anlattığı bir hikâyenin veya mahallede duyduğum bir selamın ne kadar değerli olduğunu biliyorum.

Çünkü kültür, insanın kendisini ait hissettiği yerdir.

Bu içeriğimizin sonuna geldik. Omh olarak “Türk kültürünün nasıl yazılır” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Son sayfaya yazdığım cümle

O eski günlüğümün son sayfasında hâlâ duran bir cümle var:

“İnsan geçmişini unutmadığı sürece geleceğini daha sağlam kurabilir.”

Ben bu cümleye gerçekten inanıyorum. Türk kültürü de böyle bir miras. İçinde sevgi, emek, aile, dayanışma ve geçmişten gelen büyük bir hikâye taşıyor.

“Türk kültürünün nasıl yazılır?” sorusunun doğru cevabı elbette “Türk kültürünün” şeklindedir. Fakat benim için bu ifade sadece doğru yazılmış iki kelimeden çok daha fazlasıdır.

Bu kelimeler benim çocukluğumdur. Kayseri’deki evimizin sıcaklığıdır. Büyüklerimin anlattığı hikâyelerdir. Bayram sabahlarının heyecanıdır. Bazen gözlerimi dolduran, bazen de geleceğe umutla bakmamı sağlayan değerlerdir.

Bir kelime bazen sadece kelime değildir. Bazen içinde koskoca bir hayat saklar.

Benim için “Türk kültürünün” ifadesi de tam olarak böyle bir anlam taşıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.nethane.net https://megaplan.com.tr https://ozgulyayinlari.com.tr Sitemap
ilbet yeni girişilbet girişgrandoperabet girişbetexper